Kahramanmaraş’ta özel bir hastanede yeni doğan bebeğe uygulanan ve minik yavrunun hayatını karartan şiddet skandalıyla ilgili yargı süreci tüm hızıyla devam ediyor. Henüz 5 günlükken hemşire şiddetine maruz kaldığı öne sürülen Deniz Esin Bozoklar’ın, ömür boyu sürecek bedensel ve zihinsel engelle mücadelesi sürerken, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan konuya ilişkin çok sert bir açıklama geldi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kamuoyunun vicdanını yaralayan olayla ilgili sessizliğini bozarak önemli değerlendirmelerde bulundu. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Bakan Tunç, mesleği hayat kurtarmak olan bir sağlık çalışanının en savunmasız varlığa zarar vermesini kabul edilemez bulduğunu vurguladı. Tunç, bu durumun sadece bireysel bir suç teşkil etmediğini, aynı zamanda insanlık onuruna ve mesleki etik değerlere karşı ağır bir ihlal niteliği taşıdığını ifade etti.
Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya dikkat çeken Bakan Tunç, yargı sürecinin titizlikle devam ettiğini ve adaletin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde yerini bulacağını dile getirdi.
Dava dosyasında yer alan ve infial yaratan güvenlik kamerası görüntüleri, olayın dehşetini bir kez daha ortaya çıkardı. Kan donduran görüntülerde, hemşire Hazel Dırık B.’nin, kan alma bahanesiyle 5 günlük Deniz bebeğin başına vurduğu ve bacağını sertçe çekerek fiziksel şiddet uyguladığı görüldü.
Yaklaşık 14 dakika süren kayıtlar, bebeğin şiddet anında çırpındığını ancak bir süre sonra tamamen hareketsiz kaldığını belgeliyor. Hemşirenin müdahale sonrasında bebeğin bacağını kontrol etmesi de görüntülerde en dikkat çeken detaylar arasında yer alıyor. Delil olarak dosyaya eklenen bu görüntüler, davanın seyrini değiştirecek en somut kanıt olarak değerlendiriliyor.
Soruşturma dosyasındaki çarpıcı detaylara göre, ailenin yaşanan skandaldan çok sonra haberdar olduğu iddia edildi. Şiddet sonrası durumu kritikleşen Deniz bebek, apar topar başka bir hastaneye sevk edildi. Burada yapılan incelemeler sonucunda minik yavruya serebral palsi ve epilepsi teşhisi konulurken, fiziksel ve zihinsel gelişiminin kalıcı olarak durduğu saptandı.
Hastane yönetiminin olayla ilgili idari bir işlem başlatmadığı ve aileyi bilgilendirmek yerine durumu örtbas etmeye çalıştığı öne sürülüyor. Hukuk mücadelesini sürdüren acılı aile, ihmali olan tüm sorumluların en ağır cezayı almasını bekliyor.
Yaşanan bu dram, sağlık sektöründeki denetim mekanizmalarını ve mesleki etik kurallarını yeniden tartışmaya açtı. "Önce zarar verme" ilkesinin temel taşı olduğu hemşirelik mesleğinde böylesi bir olayın yaşanması, toplumda büyük bir güvensizlik dalgası yarattı.
